Türkiye Cumhuriyeti

Atina Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk-Yunan İş Forumunda Yaptığı Konuşma, 04.03.2013

Değerli Dostum, Sayın Başbakan Samaras,
Türkiye ve Yunanistan’ın çok değerli İşadamları,
Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor; başta Sayın Başbakan ve çalışma arkadaşları olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyorum.

Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ikinci toplantısı münasebetiyle düzenlenen İş Forumu toplantısında sizlerle bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Az önce, Sayın Samaras’la birlikte eş başkanlığını yaptığımız Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısını tamamladık.

Ülkelerimiz arasındaki işbirliğini daha ileri seviyelere taşımak için neler yapabileceğimiz hususunda, etraflıca görüş alışverişinde bulunduk.

Bu amaçla, daha önce üzerinde çalışılan, olgunlaştırılan, çeşitli alanlardaki 20 civarında belgeyi de bugün imzaladık.

Türkiye ile Yunanistan ilişkileri gerçekten çok örnek bir seviyede ilerliyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmini, son 10 yılda yüzde 100’den fazla artırdık.

Son dönemde, küresel kriz ortamına rağmen, küresel krizin dünya ticareti üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, ikili ticaret hacmimizi yükseltmeye devam ediyoruz.

2011 yılında Türkiye ile Yunanistan’ın ticaret hacmi 4,1 milyar dolar seviyesindeydi, 2012 yılında bu rakam krizin artmasına rağmen 5 milyar dolar seviyesine çıkardık.

Bunların yeterli olmadığını, bu seviyelerin henüz istediğimiz seviyeler olmadığını, bu rakamın Türkiye ve Yunanistan arasında istediğimiz düzey olmadığını ortak iradeyle belirledik.

Ve dedik ki en kısa zamanda biz ticaret hacmini 10 milyar dolar seviyesine çıkarmalıyız.

Şu anda ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkaracak kadrolar burada. Gerek Yunanistan’dan gelen işadamlarımız gerek ülkemizden işadamlarımız hep birlikte burada. Biz yolu açacağız, sizler de adımları atacaksınız. Gerek yatırımlarla gerek ticaret hacmini artırmak suretiyle inanıyorum ki bu adım atılır ve 10 milyar dolar seviyesine 2015 sonu itibariyle kararlılığımızı ortaya koyalım ve bunu gerçekleştirelim.

Bakın burada bir hususu samimiyetle ifade etmek durumundayım...
Dünya üzerinde, geçmiş yüzyıllarda, birbiriyle sorunlar yaşamış, çatışmanın, savaşın eşiğine gelmiş çok sayıda ülke var.

Bunun en yakın örneklerinden biri, Avrupa...
Bugün Avrupa Birliği’ni oluşturan birçok ülke, hem tarih boyunca, hem de geride bıraktığımız yüzyıl içinde, birbiriyle çok kanlı savaşlar yaşadı.

Bugün ise, o ülkeler, aralarındaki sorunları çözerek, anlaşmazlıkları hallederek, husumetleri ortadan kaldırarak, Avrupa Birliği gibi dünyanın en önemli barış ve refah projesini hayata geçirdiler.

Şu anda Avrupa Birliği, her şeyden önce, tesis ettiği barış sayesinde, sahip olduğu refah düzeyine ulaşmış bir oluşumdur.
Bir kere şunu görmek durumundayız...

Ülkeler için, çekişmenin, husumetin maliyeti her açıdan ağırdır.
Bu maliyet kimi zaman candır, kimi zaman vakittir, kimi zaman çok büyük maddi harcamalardır.

Ama barış, uzlaşma ve diyalog, bunun tam tersine, ülkelerin refahını artıran, ekonomisini güçlendiren, demokrasisine ufuk kazandıran fırsatlardır.

Geçmişte yaşananları geleceğe taşımak, geçmişte yaşanmış olumsuzlukların üzerine bir gelecek inşa etmek, yeryüzünde hiç bir ülke için çıkış yolu olmadı.
Bir kere şunu görmek zorundayız.

Türkiye, geçen yüzyılın başında savaştığı hemen her ülke ile barış tesis etmiş, bu barışın üzerine de, hem kendisinin, hem diğer ülkenin refahını inşa etmiştir.
Ancak, acıları, olumsuzlukları, elemleri sıcak tutan; kin, intikam ve öç alma duygusuyla hareket eden ülkelerle bu barış ortamı tesis edilememiş, karşılıklı işbirliği geliştirilememiş, özellikle de o ülkelerin kalkınma seviyeleri ciddi manada geride kalmıştır.

Biz, 10 yıldır, son derece samimi şekilde, bölgemizde bu türden husumetlerin sona ermesi için mücadele veriyoruz.

Sıfır Sorun adını verdiğimiz dış politikamızla, komşularımızla aramızdaki meselelerin üzerine cesaretle, kararlılıkla, samimiyetle gidiyor; bunları çözüp, bunları aşıp, geleceğe bakmak için yoğun gayret gösteriyoruz.

Başarı sağladığımız konular var, ilerleme kaydettiğimiz konular var, umutlarımızın arttığı konular var.

Bu anlayıştan hareketle, Yunanistan’la ilişkilerimizi de, aslında olması gereken bir seviyeye ulaştırmak için gerçekten yoğun şekilde çalışıyoruz.
Bizim, sorunları çözme yönündeki bu kararlılığımıza Yunanistan da 10 yıl boyunca destek verdi, katkı sağladı.

10 yılda, engelleri aşarak, önyargıları geride bırakarak, sebepsiz, yersiz, sanal sorunları birer birer çözerek yolumuzda ilerliyoruz.

Ama bu bize yetmez, bu seviyeler bizi tatmin etmez...
İki komşu ülkenin, birbirine her açıdan yakın iki ülkenin, çok daha sıcak ve çok daha yoğun bir işbirliği içinde olması bizim en büyük temennimiz…
Bakın, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ortaklıklar, farklılıklardan çok çok daha fazladır.

Yemeklerimiz, müziklerimiz, dillerimizde ortaklıklar var.
Hepimiz, Akdeniz’in havasını soluyor, Akdeniz’in güneşi altında ısınıyoruz.
Farklılıkları görmeyecek, benzerlikleri göreceğiz.

Geçmişe bakmayacak, geleceğe bakacağız.

İnanın, çözülemeyecek hiç bir sorun yok, aşamayacağımız hiç bir engel yok.
İyi niyetle, içtenlikle, işbirliğiyle hareket ettiğimizde, Türkiye’yi de, Yunanistan’ı da istikrar içinde, güven içinde geleceğe taşıyabiliriz.

Değerli dostlarım...
Küresel finans krizi Avrupa üzerinde çok ciddi etkiler bıraktı ve bu etkiler halen devam ediyor.

Ekonomisi Avrupa ile entegre olan Türkiye, aldığı tedbirlerle bu etkilerden kendisini uzakta tuttu.

Ancak, gerek Avrupa’nın, gerek Yunanistan’ın küresel finans krizinde yaşadığı sorunları tam anlamıyla paylaşıyoruz.

G – 20 üyesi bir ülke olarak, Türkiye, küresel finans krizinin aşılması için önerilerini, alınması gereken tedbirleri, atılması gereken adımları her fırsatta ifade ediyor ve bunların uygulanması için katkılarını her fırsatta sunuyor.
Şunun burada özellikle bilinmesini isterim...

Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik sorunlar, Türkiye’yi mutlaka etkiler.
Yunanistan’ın refahı nasıl Türkiye’nin refahını etkilerse, Yunanistan’ın sorunları da Türkiye’yi etkisi altına alır.

Dolayısıyla, krizin etkilerinin hızla aşılması noktasında Yunanistan’la her türlü işbirliğine, her türlü dayanışmaya hazırız.
Bir kere biz, küresel ölçekte işbirliği ve koordinasyon eksikliğini, krizin en önemli nedenleri arasında görüyoruz.

Krizden çıkış yolunun da ancak işbirliği ve dayanışma ile mümkün olabileceğine inanıyoruz.

Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantıları, dayanışma ve işbirliğimiz için gerçekten önemli bir mekanizma.

Ancak, özel sektörümüzün, bu toplantılardan çıkan sonuçların ışığında, alınan kararların, yapılan anlaşmaların yordamında, en önde ilerlemeleri son derece önem arz ediyor.

Yunanistan Türkiye’de çok sayıda yatırım yaptı; aynı şekilde Türkiye özel sektörü Yunanistan’da yatırımlar yapıyor.

Bunları her alanda çoğaltmamız, her alanda daha büyük atılımlar gerçekleştirmemiz gerekiyor.

İnanın, çok büyük potansiyellerimiz var değerli dostlarım...
Bunları ne kadar harekete geçirebilirsek, Türkiye ile Yunanistan’ı o kadar büyütebiliriz.

Bu potansiyeli ne kadar harekete geçirebilirsek, geleceğe o denli güvenle bakar, bu bölgeyi o denli güven ve istikrarla buluşturabiliriz.
Burada elbette şunu da ifade etmek durumundayım.

Nasıl ki Türkiye ile Yunanistan’ın işbirliği bölge için son derece önemliyse, nasıl ki Türkiye ile Yunanistan’ın ekonomik dayanışması bölge için son derece önemliyse; Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği de, gerek Yunanistan, gerek bölge için bir o kadar önemlidir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği, Avrupa Birliği’ne olduğu kadar, Yunanistan’a da çok önemli yararlar sağlayacaktır.
Ekonomik, siyasi, sosyal noktada, Yunanistan, Türkiye’nin üyeliğinden önemli kazançlar elde edecektir.

Yunanistan’ın bu süreci desteklediğini biliyoruz.
Ama bu sürecin, daha yoğun, daha kararlı ve sonuç alıcı şekilde desteklenmesi arzumuzu da burada hatırlatmak istiyorum.

Ben, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği İkinci Toplantısının, işadamlarımız arasında gerçekleşen İş Forumu’nun, ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dostlarımıza tekrar hoş geldiniz diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.