Türkiye Cumhuriyeti

Atina Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

DIŞİŞLERİ BAKANIMIZ SAYIN AHMET DAVUTOĞLU'NUN YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANI SAYIN DIMITRIS AVRAMOPOULOS’LA 10 EKİM 2012 TARİHİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN ORTAK BASIN TOPLANTISINDA YAPTIĞI BEYANLAR, 10.10.2012

Ben çok teşekkür ediyorum, değerli dostum Dimitri Avramopulos. Her şeyden önce bu kadar sıcak bir karşılama ve gösterilen misafirperverlik dolayısıyla, her zamanki Türk Yunan dostluğunun bir nişanesi olarak bugün Atina'da bulunmakta duyduğum memnuniyetle birlikte, teşekkürlerimi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bugün çok güzel görüşmeler yaptık. Sabahleyin ilk olarak Başbakan Sayın Samaras'la daha sonra Meclis Başkanı Sayın Meymarakis'le ve şimdi çok değerli dostum, Türkiye'deki bir çok ismin yakından tanıdığı çok değerli bir dostla, Sayın Avramopulos'la buluşmaktan da büyük memnuniyet duydum.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, dostluk ve komşuluk ilişkileridir, ayrıca şahsi ilişkiler de bu ilişkilerin daha ileri götürülmesinde büyük bir rol oynuyor. O bakımdan, bu üçüncü bir araya gelişimiz Bakan olarak. Daha önce çok görüştük Sayın Avramopulos'la, Haziran ayında İstanbul'da, Eylül ayında New York'ta ve şimdi Atina'da. Bu görüşmelerimiz daha sıklıkla devam edecek. Bu görüşmelerde beni en çok memnun eden husus, sahibi olduğumuz, paylaştığımız ortak vizyon. Her iki komşu ülke arasında görüş ayrılıkları olabilir, bir takım farklı yaklaşımlar da olabilir. Ama önemli olan, geleceğe dönük olarak ortak bir vizyonu paylaşıyorsanız, o aradaki problemleri o vizyon ışığında daha rahat çözebilirsiniz. Ben şunu, bugün, gerek Sayın Samaras'la, gerek değerli dostum Dimitri'yle görüşmemden çıkardığım en önemli sonuç; el ele yürüyeceğimiz ortak bir vizyon var. Bu vizyonu paylaşıyoruz.

Nedir bu vizyon, öncelikle bunu paylaşmak lazım. Bu vizyonu paylaştığımızda diğer problem alanları, daha önemsizleşecek, daha kolay çözülebilir hale gelecek, buna inanıyoruz. Bu ortak vizyon, en kısa sürede, tarih boyu bir arada yaşamış olan Türk ve Yunan halklarının, her açıdan birbirlerine olan irtibatlarını ve ilişkilerini yoğunlaştırmak, ortak bir coğrafyada ortak bir geleceğe hazırlanmak, yani ticari ilişkiler açısından, kültürel ilişkiler açısından, ulaştırma linkleri açısından, enerji pipelineleri enerji hatları açısından, Türkiye ile Yunanistan'ı birbirine eklemlemek istiyoruz. Türkiye ile Yunanistan'ın imkanlarını bir potada, mümkünse biriktirmek istiyoruz ki bu yolla, hem Türkiye, hem Yunanistan bu bölgede yeni bir sinerji kazansınlar. Aslında, iki sene önce, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konsey'ini kurarken, bu anlayışla kurmuştuk. Şimdi tekrar, Yunanistan'da, hükümet kurulur kurulmaz da, ikincisini planladık ve bugün detaylı bir şekilde bu Yüksek İşbirliği Konseyinin ön hazırlıklarını, önemli ölçüde tamamladık. Birçok alanlarda, ortak mutabakatların ilk tohumları, ilk adımları atıldı. Ocak ayında muhtemelen, inşallah her iki Başbakan'ın Eş Başkanlığında, Türkiye'de bu toplantı gerçekleşecek. O zamana kadar da, biraz önce söylemiş olduğum bu ortak vizyonu harekete geçirecek çalışmalar tamamlanacak.

Biz istiyoruz ki, Türkiye'yle Yunanistan arasında şu anki ticaret 4,1 milyar dolar ve ilk defa 700 milyon avro Yunanistan lehine, bundan memnuniyet de duyuyoruz. Bu ticaretin potansiyelinin en kısa zamanda 10 milyar dolara çıkartılabilir olması lazım. Enerji politikalarımızda Türkiye'nin enerji üretim alanlarına yakınlığı dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan arasında doğu-batı enerji koridorları bağlamında önemli potansiyel olduğunu düşünüyoruz. En önemlisi ulaştırma konularında Türkiye ile Yunanistan arasında şu an var olan ulaştırma hatlarının seri deniz ulaşımı ve hızlı tren de dahil demiryolu ve hava ulaşımıyla daha da pekiştirilmesini istiyoruz. Bu çerçevede Ege denizinin bir dostluk, barış ve refah denizi haline dönüşeceğine kesinlikle inanıyoruz. Yine kültür alanında, turizm alanında, önemli bazı pilot projeler denedik, özellikle Türkiye'den gelecek turistlere dönük olarak, Yunanistan, Yunan adalarında bazı vize kolaylıkları göstermesi konusunda. Bu konuda da çok ciddi başarılar elde ettik. İstiyoruz ki Türkiye ve Yunanistan'ın ortak turizm potansiyeli birlikte harekete geçirilsin ve ekonomimiz birlikte kazansın.

Bu vizyoner bir yaklaşım. Tabii bu vizyoner yaklaşımın bugünkü önemli bir karşılığı da, ben bu mesajı da dostane bir şekilde iletmek istiyorum. Yunanistan bir ekonomik kriz sürecinden geçiyor, bizde bu süreçten geçmiştik 2000-2001 yıllarında, biz de birçok zorluklar yaşamıştık, Yunanistan, Yunan halkı onurlu ve çalışkan bir halktır. Biz eminiz ki Yunanistan bu zorlukları aşacak. Yunanistan bu zorlukları aştığında, Türkiye ile Yunanistan, yan yana güçlü ekonomilere sahip birbirlerine dayanışma içinde olan iki ülke olarak Avrupa tarihine, Avrupa'ya da büyük katkılar yapacak, Akdeniz'e de ortak bölgelere de büyük katkılar yapacak. Bugün Sayın Samaras'a da zikrettim, değerli dostum Dimitri'ye de, bu da bir nevi deprem, yani ekonomik krizler bir tür depremdir. Nasıl Türkiye'de deprem yaşandığında Yunanistan'ın dostluğunu yakından gördük ve bu dostluğu hiç unutmayacağız. Bir ekonomik deprem şu anda Avrupa'da yaşanıyorsa ve bundan Yunanistan da etkileniyorsa, Yunan halkının da bilmesini isteriz ki Türkiye bu ekonomik depremin de aşılmasında, dost ve komşu bir ülke olarak Yunan halkının yanında olacaktır. Bütün bu projeleri ortak bir şekilde hayata geçirdiğimizde, ümit ediyoruz ki, Yunan ekonomisinin canlanmasına ve o dinamizmin kazanmasına katkıda da bulunacaktır. Bu ortak çabadır, her zaman yardımlaşma içinde olması gereken iki halkın ortak çabası olarak bunu görüyoruz değerlendiriyoruz.

Bu perspektiften bakınca, tabii ki görüş ayrılıklarına sahip olduğumuz alanlar var, Ege'deki sorunlar var, azınlıklarla ilgili konular var, Kıbrıs meselesi var. Bu çerçevedeki sorunlara da değerli dostumla birlikte, nasıl bir ortak çaba göstereceğimizin ilk işaretlerini görmüş olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ege sorunlarını pozitif bir şekilde karşılıklı olarak çözeceğimize inancımız tam. Bu konuda yapılan çalışmalara ivme katma konusunda da mutabık kaldık.

Türkiye'de azınlıklar konusunda atılan adımları takdir ettiğini değerli dostum ifade etti. Biz de buna teşekkür ediyoruz, bunun görülmüş olmasından ve atılan çok ciddi adımlar oldu. Biz bunları dostluk köprüsü olarak görüyoruz. Türkiye'deki Rum Ortodoks azınlık ile Yunanistan'daki Türk Müslüman azınlık aramızda dostluk köprüleridir. Bugünkü gezimin belki de en özgün anlarından biri Türkiye'den göç etmiş olan Rum dostlarımızla, Rum kökenli dostlarımızla, bazıları vatandaşımız, onların Atina'da bulunduğu mahallede, birlikte onları ziyaret edecek olmamız ve birlikte orada bir yemek yiyecek olmamız, akşam yemeği. Bu sembolik olarak şunun işaretidir; biz geçmişte birçoğu mübadele ile diğer yollarla ayrılmış olan bu dost iki halkı daha çok bütünleştirmek istiyoruz. Her birini kendi ortak tarihimizin, ortak coğrafyamızın bir parçası olarak değerlendiriyoruz, bu vizyonla bakıyoruz. Bu vizyonla baktığımızda, çağdaş ve evrensel değerleri uyguladığımızda, eminim birçok sorun kolaylıkla aşılacaktır. Bütün bu konularda değerli dostumda da, bu vizyoner yaklaşımı görmekten ve birlikte çalışacak olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Ayrıca tabii Avrupa Birliği konularını ele aldık, Avrupa Birliğinde vize muafiyeti konusunda Yunanistan'ın verdiği desteğe teşekkür ediyoruz. Yine Avrupa Birliği entegrasyon sürecine Yunanistan'ın verdiği desteğe teşekkür ediyoruz. Çünkü Türkiye-Avrupa Birliği entegrasyonundan belki de en karlı çıkacak taraflardan biri de Yunanistan olacaktır. Birlikte Avrupa'ya çok daha büyük katkılarda bulunacağız. Avrupa'daki bazı, maalesef, çevrelerin, liderlerin anlayamadığını Yunanistan çok iyi anladı ve Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine destek veriyor. Bu konuda Yunanistan'a minnettarız, teşekkür ediyoruz, birlikte Avrupa'ya çok ciddi katkılar da yapacağımıza inanıyoruz. Ayrıca son Suriye olayları esnasında NATO'da Yunanistan'ın verdiği desteğe de teşekkür ediyoruz. Bu ittifak ilişkisinin, dostluk ilişkisinin bir göstergesidir. Son Akçakale olayı üzerine NATO'da alınan karar, bildiğiniz gibi, mutabakatla alınmış bir Türkiye destek kararı ve bu konuda Yunanistan'ın katkısı da çok önemli bir katkı olmuştur.

Balkanlarla ilgili sorunları ele aldık. Balkanları barış ve istikrar havzası haline getirmek konusunda ortak bir kanaate sahibiz. Balkan savaşlarının yüzüncü yılında, bir daha bu coğrafyada savaş olmaması için, ebedi bir barışın olması için beraber çaba göstermeye devam edeceğiz. Karşılıklı anlayış içinde Ortadoğu sorunları, Suriye ve Kuzey Afrika'daki gelişmeleri de yine istişare ediyoruz. Çünkü bu coğrafya da bizim ortak coğrafyamızdır, Türkiye ve Yunanistan Akdeniz ülkesidir, doğu Akdeniz ülkesidir. Suriye de, Mısır da, Libya da olan gelişmeler hepimizi etkiliyor. Biz birlikte buradaki demokratik değişim hareketlerini destekliyoruz. Demokratik ülkeler olarak, Arap halklarının demokratik talepleri konusunda da aynı perspektife sahibiz. Özetle şunu demek istiyorum; gerek ikili ilişkilerde, gerek Avrupa Birliği içindeki ilişkilerde, gerekse bölgesel politikalarda bugün birbirine çok yakın düşünen iki hükümet var Atina'da ve Ankara'da ve iki Dışişleri Bakanı var çok yakın dost olarak. Ben gösterdikleri bu samimiyeti hiçbir zaman unutmayacağım. Son olarak kendileri Savunma Bakanıyken Edirne'de bir toplantı sonrasında sınıra gittiğimde, telefonla görüşmüştük, o zaman da çok büyük bir dostluk mesajı olmuştu. Türk-Yunan sınırında, Türk Dışişleri Bakanıyla Yunan Savunma Bakanının askeri yetkililerle birlikte lokumları paylaşıp telefonda birbirlerine selam vermeleri. Bu dostluk inşallah ebediyen sürecek. Tekrar misafirperverlikleri için çok teşekkür ediyorum, en kısa zamanda da kendilerini ülkemizde misafir etmeyi diliyorum. Teşekkür ediyorum.