Türkiye Cumhuriyeti

Atina Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Kathimerini gazetesinde yayımlanan mülakat, 11.03.2012

“Türkiye BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni neden onaylamıyor? Türk işadamlarını Yunanistan'daki hangi yatırımlar ilgilendiriyor? Kıbrıs açıklarındaki deniz bölgesinde Ankara ne talep ediyor? Kıbrıs sorunu için zaman çizelgesi var mı? Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan sağlık sorununu atlattı mı? Türkiye'nin yeni Atina Büyükelçisi Kerim Uras bütün konuları kapsayan mülakatıyla bu soruları cevaplandırıyor.

Antoniou: Yunanistan hakkındaki ilk izleniminiz nedir?

Uras: Çok ilginç. Yunanistan, zor bir dönemden geçmektedir. Ancak Yunan halkını tanıdıkça, zorlukları aşabilecek araç ve imkanlara sahip olduğunuza inanıyorum. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Komşunun evinde sorun varken rahat olamayız.

Antoniou: Başbakan Erdoğan'ın Atina'ya gerçekleştirdiği ziyaretin ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Yunanistan Başbakanının Türkiye’ye ziyareti ve İşbirliği Konseyi'nin ikinci toplantısı defalarca ertelendi. Bununla ilgili yeni bir gelişme var mı?

Uras: Top Yunan tarafındadır. Sayın Papadimos Başbakanlık görevini üstlenmesini takiben Başbakan Erdoğan'la gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ikinci toplantının gerçekleştirilmesi yönünde mutabık kalınmıştır. Ancak Sayın Papadimos önceliğin ekonomik sorunların ele alınması olduğunu ve görüşmenin ilk fırsatta yapılabileceğini izah etmiştir.

Antoniou: İki yıl önce imzalanan anlaşmalardan elle tutulur bir sonuç alındı mı?

Uras: Birçok sonuç alındı. İlk olarak ekonomi düzeyinde, ticaret dengesi Yunanistan'ın lehine neredeyse iki kat artmıştır. Turizmde, artış olağanüstüdür, özellikle de yeşil pasaportlara sağlanan vize kolaylıkları sayesinde. Adalar için daha fazla kolaylıklar sağlanması üzerinde çalışıyoruz. Genel olarak, tüm alanlarda iyileşme ve ilerleme vardır.

Antoniou: Bu iyileşmelere rağmen ikili ilişkilerde gerilim devam etmektedir. Kısa bir süre önce Yunan adası üzerinden bir üst uçuş yaşadık ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunan Dışişleri Bakanlığı'nın olayla ilgili protestosuna sert tepki gösterdi. Ege'de gerilim neden devam ediyor?

Uras: Birçok konuda görüş ayrılıklarımız devam etmektedir. Olumlu gelişmelerin üzerine eğiliyorum. Çok ilerleme kaydettik. Masadaki tüm meselelerin çözülebilir olduğunu düşünüyoruz. Üst uçuşların önemli ölçüde azalmış olduğunu belirtmem gerekir. Elimde, 2009 yılında 51, 2010 yılında 20, 2011 yılında 2 ve 2012 yılında bir olay yaşandığını kaydeden tablo var. Büyük düşüş kaydedilmiştir.

Antoniou: Fakat ulusal bütünlüğün tartışma konusu edildiği uygulamalardan bahsettiğimiz zaman, vakaların 1 veya 50 olmasının önemi yoktur. Doğru değil mi?

Uras: İstikşafi görüşmeler sürmektedir ve bu görüşmelerin sonunda Ege'deki tüm konulara çözüm bulmayı başaracağımız hususunda iyimserim. Bu konuları çözmenin iyi bir yolu, Kıbrıs sorununu çözmemiz olacaktır. Kıbrıs’taki çözüm yeni bir hava yaratabilir, Türkiye'nin Avrupa perspektifini yeniden canlandırabilir, Ege'deki sorunların çözümü için yol gösterebilir.
Antoniou: Görüş ayrılıklarını giderme çabası bağlamında mevcut tüm araçları kullanıyor muyuz? Türkiye istikrar sağlayıcı bir rol oynamayı arzuladığını ilan ediyor ve herkesten uluslararası hukuka saygı göstermesini talep ediyor. Ancak bugüne kadar BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni imzalamamıştır. Bu durum biraz çelişkili değil mi?

Uras: Biz böyle görmüyoruz. Tamamen uluslararası hukuk temelinde hareket ediyoruz. Diğer yandan, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin bazı hükümleri, Ege'deki “sui generis” durumu dikkate almamaktadır. Sözleşmenin öngördüklerinin yüzde 98'ine katılıyoruz, buna rağmen katılmadığımız bazı noktalar var. Bu nedenle sözleşmeyi imzalama yönünde ilerleyemiyoruz. O zamana kadar sözleşme bizi bağlamamaktadır. Görüş ayrılıklarımızı, her iki tarafın da hassasiyetlerini dikkate alır bir şekilde ele almalıyız.

Antoniou: Yunanistan için istikşafi görüşmeler, kıta sahanlığının belirlenmesidir. Siz Ege'deki tüm sorunlardan söz ediyorsunuz. İstikşafi görüşmeler neleri kapsıyor?

Uras: Görüşmelerle ilgili gizlilik ilkesi maalesef daha fazla ayrıntıya girmeme müsaade etmemektedir.

Antoniou: Son zamanlarda, Sayın Erdoğan'ın sağlık durumu, olası bir liderlik değişikliği ve Türkiye'de yaşananlar konusunda bir çok imada bulunulmaktadır. Bu gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Uras: İstikrarlı bir Hükümetimiz bulunmaktadır ve Sayın Başbakanımızın sağlığı yerindedir, görevinin başına dönmüştür. Sayın Papadimos kendisine geçmiş olsun mesajı göndermiştir. Türkiye ekonomisinde büyük bir gelişme yaşanmaktadır ve birçok kurum yeniden yapılandırılmaktadır, zira altyapıları çağdaş gereksinimleri karşılamamaktadır. Türkiye, demokratik bir şekilde, kendisini yeniden yapılandırdığı sağlıklı bir dönemden geçmektedir.

Antoniou: Ekümenik Patrik Bartholomeos kısa bir süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Anayasa değişikliği hakkında konuşmuştur. Orada bulunması yeni ve önemli bir işaretti. Bunun yanı sıra, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Fener'e tarihi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Türkiye'de azınlıklar için durum değişiyor mu?

Uras: Bu yönde büyük adımlar atıyoruz. Başka dini liderler de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmişlerdir. Eleştirilerinin yeni Anayasa'ya yansıyacağına inanıyorum. Dini meselelerde iyileşme kaydedilmiştir. Bunu, karşılıklılık esası temelinde değil, vatandaşlarımız için yapmaktayız. Ayrıca, kültürel alanda yapılacak birçok şey bulunmaktadır. Her iki tarafta da, zengin bir kültürel miras vardır. Bunlar insanlık tarihinin ortak mirasıdır. Anıtların bakımında çok daha aktif olabiliriz. Biz Türkiye'de azınlıklar için koşulları iyileştirirken, Müslümanlar için ne Atina'da ne de Selanik'te Cami yoktur. Cami olarak faaliyet gösterebilecek mekanlar vardır. Bu, konunun kısa sürede çözüme kavuşturulacağını umuyoruz.

--Kıbrıs Sorunu için çok taraflı süreç--

Antoniou: BM Genel Sekreteri Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak bir uluslararası zirve yapılması yönünde görüşlerini dile getirmiştir. Böyle bir bakış açısını uygun buluyor musunuz?

Uras: Evet, kesinlikle. Kıbrıs'ın içinde, Kıbrıslı Rumlar daha güçlü durumdadır. Kıbrıslı Türkler tanınmamış olup, nüfus olarak daha az ve güçsüzdürler. Bu dengesizlik Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla giderilmektedir. Çok taraflı bir süreç, çözüm yönündeki çabanın ilerletilmesine ciddi şekilde yardım sağlayacaktır. Desteklediğimiz doğrudan müzakerelerle önemli bir çalışma yapılmıştır. Buna rağmen artık daha fazla ileriye gitmeyen bir noktaya ulaşıldığı görülmektedir.

Antoniou: Bir çeşit zaman çizelgesi var mıdır?

Uras: Önümüzde iki doğal engel bulunmaktadır. Kıbrıs Rum tarafının AB dönem Başkanlığı ve 2013 yılı Şubat ayında yapılacak olan seçimler. Fırsat penceresi kapanmaktadır. Fazla zaman kalmamıştır. Bir çözümün mümkün olduğunu düşünüyoruz, değerlendiriyoruz. Çözüm bulunması gerekmektedir, "status quo" bizi memnun etmemektedir. Ancak sürecin ne kadar uzatılabileceğinin bir sınırı ve doğal zaman çizelgesi vardır. Şimdi harekete geçmenin zamanıdır. Muhtemel kararların onay süreci için 2-3 ay gerekecektir. O zamana kadar birşey olmazsa herşeyin biteceğini kastetmiyoruz, fakat bu doğal bir zaman sürecidir.

Antoniou: Kıbrıs'taki enerji rezervleriyle ilgili gelişmeler, Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı mı oluyor yoksa durumu daha karmaşık bir hale mi sokuyor?

Uras: Kıbrıs Rum tarafının hareketleri, zamansız olmuştur ve yardımcı tarzda hareketler değildir. Zira, enerji rezervleri federal mülktür. Her iki tarafın da hakkı ve payı vardır. Paylaşılması gerekmektedir. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin de hakkının olduğunu kabul etmişlerdir. Arama çalışmaları, müzakereler son aşamaya girdiği kritik bir dönemde başlamıştır. Bu nedenle hiç yardımcı olmadığını düşünüyoruz.

Antoniou: Birkaç hafta önce, Kıbrıs, arama çalışmalarının ikinci etabını açıkladığında Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu gelişmeyi engellemek için gereken tüm önlemleri alacağını açıklamıştır. Bu açıklama ne anlama gelmektedir?

Uras: Dışişleri Bakanlığımızın açıklamasında belirtildiği üzere, 1, 4, 5, 6 ve 7., parseller Türk kıta sahanlığı ile örtüşmektedir. Bu konuya daha fazla açıklık getirmek gerekirse, biz sözkonusu bölgenin sınırlandırılmamış olduğunu ve Türkiye'nin hak sahibi olduğu bölgelerle örtüştüğünü söylüyoruz. Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasından sonra ilgili tüm tarafların katılımıyla bu konunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir.


--Yunanistan'ın beklentisi--
Antoniou: Yunanistan ekonomik krizin merkezinde bulunuyor. Krizden ikili ilişkiler için fırsatlar ortaya çıkabilir mi?

Uras: Uluslararası toplum ve kredi verenler Yunanistan’a karşı çok sert davranmaktadırlar. İkili ilişkiler bağlamında birçok fırsatın bulunduğuna inanıyorum. Türkiye’den, özelleştirmelere ilgi vardır. Öte yandan, Yunanlı işadamları da Türkiye’ye ilgi duymaktadırlar. Yunanlıların İstanbul'a dönmeye ilgi gösterdikleri kaydedilmektedir. Ayrılmış olan insanlar geri dönüş imkanlarını aramaktadırlar ve biz de bunu cesaretlendirmekteyiz. Atina'ya gelmeden önce Sayın Ali Babacan'la görüştüm. Kendisi haritaya bakıldığında, Yunanistan'ın ekonomik kurtuluşunun Doğu’da bulunduğunu vurguladı. Diğer komşuların Yunanistan’a sunabilecekleri çok fazla bir şey yokken, Türkiye'nin vardır.

Antoniou: Türk işadamları Yunanistan'daki özelleştirmelerle ilgili olarak hangi alanlara odaklanmaktadırlar?

Uras: Bunu söylemek için biraz erken. Yunanistan’daki piyasalara hakim aşırı koruyuculuk karşısında bir şüphe durumunun var olduğunu söylemeliyim. Özelleştirme faaliyetlerine piyasa koşullarının serbestleştirilmesinin eşlik etmesi gerekmektedir. Türk işadamları için bir diğer zorluk da, “Schengen Anlaşması”ndan kaynaklanan kısıtlamalardır. Her halükarda bankacılık, turizm, enerji, limanlar, demiryolları ve kıyı gemiciliği gibi altyapı alanlarına ilgi bulunmaktadır.”